8 Mayıs 2012 Salı

Hoppala demeye vaktin olmaz.


belki sandığımızdan uzun sürer fakat hepimiz ölücez arkadaşlar.. panik yapmayın iç karartıcı bi muhabbete girmicem öyle şeyleri hiç bir zaman sevmemişimdir.
zaten sınırlı vaktimiz var sorunlarla zaman harcamak aptallığın en büyüğü olsa gerek.
saçma insanların peşinde geçip giden vakit... öylesine üzülüyorumki
tv ye bakmak için ihmal edilen bir hayat veya pc herneyse...
Allah ın her günü gidilen cafeler barlar harcanan onca para korkunç bir eğlence sektörü
15 dk arası bile olmayan semtlerde açlık ve zenginliğin oran kargaşası..

berbat bile diyemeyeceğim kadar ya çok yozlaşmış yada asosyal bir gençlik
korkutucu hepsi açıkcası en kötüsüde herkes yapıcak çok şeyi olduğunu ve yaşıycak çok senesi olduğu fikrine kapılmış durumda bunlardan biride benim sorsanız okyanuslar gezicem hesapta kıtalar dolanıcam.. peheyy.. yarın ölsem?
uğruna çalışıp para kazandığım bilgisayarlar iphone lar benlemi gelicek sanki?
arşiv yapıyorum piskopat gibi bi sürü koleksiyonum var gözüm gibi bakıyorum silmiyorum atmıyorum dokunmuyorum uleyn ölüp gidicem ben çöpe gidicek hepsi.. gitmese nolur benim olmycaklar ki?!

gerçekten berbatmış ya.. biz hiç ölmicek gibi yaşıyoruz orda sıkıntı yok ama yarın ölücekmişiz gibi ahirete falan hazırlanan yok en azından ölmicekmiş gibi yaşayanların arasında ondan yok.

bütün pislikleri gizli saklı yapıp dini göstere göstere yapanlar var bol bol bana düşmez ama direk cehennemlikler. asıl dini gizli yap mübarek pislikte yapma.

neyse zaten pek çoğumuzu vicdanen rahat hissettiren meşhur hesap günü olucak.
unutulmayacak hiçbirşey yok bir gün önce konuştuğunuz insanı unutuyorsunuz
en yakın dostunuz olan insanı canımı veririm dediğiniz insanı silebiliyorsunuz
hayat hertürlü sınıyor.. evlatlar giriyor toprak altına sakatlanabiliyorsunuz..

şükretmeyi unutmayın. hala nefes alıyorken dua edin. hangi dilde ve dinde olursa olsun Allah ın varlığına inanmasanız bile iyi bir insan olun erdemli olun kıstaslarınız prensibleriniz olsun ...

ahlak bütün amellerin yolunu açar. ama işinize geldiği gibi değil. bir tavır vizyon sahibi olarak bakın.

heran hayatımızı kaybedebiliriz sevdiklerinize ailenize zaman ayırın başkalarına iyilik edin. bencil olmayın .. unutmayın öldüğünüzde hiç bir eşya sizinle gelmeyecek.. hiç bir takı size sarılamayacak. annenizi öpün. babanıza sarılın insanları sevin.

3 Mayıs 2012 Perşembe

bir gelmiş bir geçmiş..


bizim zamanımızda başkadıydı.. 89 doğumlu biri olarak 80-90 arası kuşaktanım.
aynı 24 saati bu kadar farklı geçiren bi kuşak daha görmedim.
tabi iphone yoktu malum ip atlardık :)
annem 7/24 balkondan sarkar mahalleye doğru eceeeeeeeee diye bağırırdı..
ve ben 2 sokak ötedede olsam duyar neeeee diye cevap verirdim :)
eve gel hava karardı derdi falan yani baya sohbet ederdik.. bunu sadece benim annem değil
bütün esraların minelerin alilerin ayşelerin anneside yapardı :D kimsede garipsemezdi..

susuzluktan ölürdük ama su içmeye eve gitmezdik gidersem annem salmaz b daha kanunu vardı.
sepet sarkıtırdı balkondan içine su koyup yada direk atardı şişeyi :)
ağaç ağaç tırmanır poşetlerce erik çalardık.. geberene kadar ip atlardık üstüne bakkala gider terli terli dondurma yerdik koşa koşa bahçelerden atlar parklarda çekirdek çitler gene apartmanların önüne gelip 2 dakkada bir araba geçen sokakta istop yada ortada sıçan oynamaya çalışırdık :)

zaman aynı zamandı ama bir gün bir yıl gibi gelirdi.. oysa şimdi uyanıyorum akşam olmuş uyuyorum sabah olmuş markete inmeye halim yok pc önümde telefon sağımda tv karşımda buzdolabına 10 adım.. hayat bu kadar minimalize olmuş teknoloji muhteşem olmasına rağmen kötü.

ama mana bulamıyorum insanların bu kadar kendilerine kapanmalarının sebebi artık ebelemece oynayan 25 yaşında insanlar olamayacağımıza göre oturup fikir muhabbetleri döndürmemiz gerek.
etrafınızda kaç kişi var? değil arkadaş fikir muhabbeti yapabileceğiniz kadar bilgili veya az egoya sahip... kimsecikler yok olanlarda sahte yalan veya uydurma..

çocukluğumu ilk kez özledim hakkaten daha sterilmişiz.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Cümleten Geçmiş Olsun


Haklısın evet çok seviyorum haddinden haketmediğinden fazla seviyorum seni.
Bağışla yapım bu.. veriyorum kendimi .. sevmeye o kadar hasretim ki
biliyorsun ömrümü hayatımı herşeyimi anlattım sana tane tane parça parça
vaktimiz olsa hiç susmam onuda biliyorsun daha çok konuşur anlatırım kendimi..
ömrüm boyunca şu ufacık seneler içinde aşktan daha kuvvetli hiç bi yaşam görmedim.
daha önemli birşey görmedim.
birine ait olmanın annenin babanın seni sevmesi gibi ama kan bağı olmadan.


sen öksürsen canı yanan bi başkası olmadan...

çok zor haklısın bir başkası için üzülmek ezilmek vazgeçmek uğraşmak...
senelercede düşünsen elime ne geçicek dediğin müddetçe gittiğin yol seni bir yere götürmez...
düşünmeyipte ne yapayım?

hayatıma mı bakayım?
hayatım varmı ki?
bütün herşey senden ibaretken nereye ne yöne gidebilirim?

bir amacın varsa ona bi başkasına kavuşmaksa ondan başka nereye yönelebilirsin?
kiminle konuşursun kafanı ne kadar dağıtabilirsin?
sevgimde nefretimde küçük değildir

bunu bilmelisin buna alışmalısın benim karakterim bunun üzerine kurulu
bunu değiştirmemi bekleyemezsin!!!
ki değişmez...

o giderse bende giderim ki.
bir gün öldüğümde kaprislerimde benimle ölmüş olucak..özlemelerim dayanamamalarım sensizim diye yanan canımda benimle birlikte yok olucak.
ozaman rahatlayacakmısın? oh iyiki yok diyecekmisin oysa ben olsam keşke olsaydı ve kafamın etini yeseydi derdim.
düşününce acıtıyor. ne kadar yaşıycaz? birgün yok olucaz.. ve benim mutlu geçen günlerim inan çok az ...
nankörlük etmiyorum sitem ediyorum sadece senin bir kabahatin yok belki kaç aydır beni tanıyorsun sadece.
ama ben önümüzde uzun seneler var diyip ne seni ne hayatı ertelemek istemiyorum yeterince erteledim zaten.
melankolik bir yapım var düşkünlüğüm malum hem nasıl suya bu kadar hasret olmadım ben. çünkü suyu sevmem.
sevdiğime
duyduğum özlem öyle kuvvetliki beni sarsıpp yeter kendine gel desen de son

nefesime dek yanıbaşımda beklesende ben seni özlerim ki.. kıskanırım mesela.. nefret ediyorum selam verdiğin kızların hepsinden ne olursa olsun gülümsediklerinden. hele o telefonla konuştuklarından vakitli vakitsiz kim olursa olsun.
bana ait ol istiyorum. acı çekiyorum ama sen anlayamıyorsun anlamıyorsun bir gün benim kadar sevebildiğinde beni anlayacaksın.
bazı insanlar sahip olduklarının değerlerini kaybettiklerinde anlarlar...
 ben seni kaybetmeden bunu anlayabildim benim farkım bu sense bunu boşa sanıyorsun.
birgün beni kaybettiğinde dilerim bu gerçekleşmez .. ozaman üzüleceksin ve çok geç olucak.. gönlümün bir kısmı dayan diyor kim elde etmişki herşeyi bir günde diyor sabır diyor
diğer yarım sorguluyor?
değer mi diyor..
herşeye evet hepsine evet peki ya sevgi için ödediğim bedele ???
eğer seni hayatımın merkezinden çıkarırsam tamamından çıkarsın
ve bu beni kahrediyor.. çünkü seni sevmek istiyorum.

evt çok üzülürüm çok ağlarım doğru ama geçer elbet geçer...
senin içinde geçer binlercesine sahip olabilirsin
belki ben senin kadar düzgün bir insan bulamam ama
beni daha çok seveni muhakkak bulurum çünkü seninki sevgi değil...

ve evet belki sende daha güzelini bulursun seni sıkmayanını bulursun başka şeyler muhakkak bulursun ama bu kadar seveni bulamazsın bulursan getir bana o vakit kendi elimle kıyarım canıma veya ne istersen yaparm çünkü o kadar eminim buna. adımın ece olduğundan çok daha fazla eminim.
ne öncekiler nede benden sonrakiler hiç kimse annen bile benim seni sevdiğim kadar seni sevmedi sevemez sevmicek sevemicek.

canımı değil çok daha fazlasını sermeye hazırım yoluna. uğruna bile değil sadece yoluna.
ağır geliyorsa taşımaktan vazgeç her geçen gün senle ilgili milyonlarca hayal ve umut yeşertiyorum gönlümde ben... eğer o ağaçların gölgesinde sarılmak çocuklarımızı seyretmek nasib olmayacaksa vazgeç ..

hep aynı şey diyorsun bunalıyorsun ve bende hep aynı şeyleri işitmekten yoruldum
sevmekten soğudum tam sarılıcak gibi koşarken önüme setler çekmenden yoruldum
yaklaşmaya çalıştıkça ne konuda olursa olsun gerek yok cevabını duymaktan acıdım.
istediklerimi dile getirmekten çekinir oldum.
kaşlarını çatıp ters ters bakmandan yada alay etmenden
gökkuşağı gibiydi gönlümün sana akan renkleri
oysa şimdi
siyah beyaz gri..

çünkü korkuyorum artık birşey demekten kendimi çok iyi tanıyorum çünkü
bana birgün yine gereksiz şimdi dediğinde boşverdiğinde bir kızla telefonda konuştuğunda biriyle bişi yaptığında ve bu yanlış olduğunda sevgimi mühürleyeceğim. ve birdaha seni sevmeyeceğim. azar azar eksiliceksin benden .. uzaklaşıcam senden

karşılaşmayacağız konuşmayacağız görüşmeyeceğiz belki özleyeceğim
çok isteyeceğim aşkım demeyi diyebilmeyi..
ama o zor zamanları atlattıktan sonra yeniden izin vermem
hiç bir allah kulunun beni yeniden incitmesine.
olanı biteni unutmaya çalışıp kafamdan atacağım çünkü başka bir yolum yok.
evlenene kadar seni sevmemem mi gerek sevmiyeceğim ama seninlede evlenmeyeceğim.
çünkü bunun bedeli bu değil.. benim sevgim bunu haketmiyor.
belki ben bi insan olarak kul olarak vatandaş olarak evlat olarak hakediyorumdur ama sevgim haketmiyor.
ve ben aşkı bu kadar hakederken isterken yaşayamayacaksam
ne bir adamla birlikte olup kendimi kirletirim.
nede herhangi biriyle laf olsun diye evlenilirim.
inancını yitirdikten sonra neyin ne manası kalıcak ki?
işte ozaman yaşamıma hayatıma bakarım işte.. çünkü amacım ortadan kalkar..

 

27 Şubat 2012 Pazartesi

Gerçekler acıdır.. herşeyden çok acıtır.


öksürüyorum sanki acıyor ciğerim.. şu duman bile senden daha az zarar veriyor göğsüme..
içiyorum damla damla aşkla dolu bardaktan şarabı... inan senin kadar döndürmüyor bu başımı.
boşveer diyorum kendime.. insan ne ederse kendine..

ölüp ölüp dirilmekte varmış şu dünyada... en beter acıymış aşk acısı.. helede sevdiğine kavuşamamak..
en derin uçurumlardan uçmak için atlayıp.. düşmek.. yere çakılmakmış...

biliyormusun sevgilim ben seni sensiz sevdim.. sensiz özledim sensiz yürüdüm o yollarda...
seninle oturduğumuz o cafeye tekrar gittim.. tekrar oturup etrafa baktım..
aynı tatlıdan söyledim.. hani benim hiç sevmediğim..
ağlarken hıçkırıklarımı gizlemek için yudum yudum yedim...
sanki sensizliğin tadına bakar gibi..
öyle şerbetliydiki gidişin..
kahroluşların en beteriymiş meğer sensizlik.. hiç olmadığı kadar lezzetini tattım acının sen derken yüreğim.

boşver sevgilim düşünme.. haklısın zor acıtır bu işler kanatır.. biri gelir öteki gider.. herbiri senden bir partikülü bir diğerine taşırken varoluşunu zehirlerler...

hava soğukmuş sıcakmış yaşmış ne farkeder?... benim ruhum soğuk sensizken..
ısıtamıyorum bedenimi en sıcak güneşin alnındayken...
kurumuyor yanaklarım gözlerimden inen şelaleler yüzünden..

yürek bu laf dinlediğini kim görmüş? helede gözlere inmişken sevdanın perdeleri.. arala dene görmeyi
tek göreceğin çırpınan bir yürek aşk kafesindeki..

vur beni... acıt ne farkeder?
dokunamıyorum sana kokunla harmanlanan ruhumla.. savruluyorum
hakkım yok.. hakkın yok..
yaşam buysa.. yaşıyorsam şuan.. ilk defa yaşamamayı merak ediyorum..

dünyalara hükmetsem de bitmezki bu fırtına? .. hakkaten bitmez

20 Şubat 2012 Pazartesi

Özür dilerim seni sevdiğim için

seni bu kadar çok istediğim için.. sevdiğim için... bir şans istediğim için.. izin istediğim için senden özür dilerim... aşkı sana çok yakıştırmıştım.. afedersin... sessizce çıkıyorum hayatın sana emanet artık korkmuyorum başına birşey gelmesinden seni sana emanet ederek gidiyorum. beni sorma beni özleme beni merak etme... beni düşünme bile...
çünkü bunları haketmiyorsun.. bana git dedin bende gidiyorum..

bir insanın her seçimi yanlış olabilir mi?... nerde hata yaptığımı bulamıyorum...
acı çekiyorum .. acı çekmek için doğmamış olduğuma inancım sonsuz oysa bildiğin kavruluyorum..
cehennemin öngösterimi gibi hayat şuan.. geçici mutluluklar.. 2 gün üst üste sürmeyen sevinçler...
üstü kalsın diyip paltomu alıp çıkasım gelmiyor değil.. boğuyor.. ikna edemediğim herşey beni yoruyor...

kötülerle savaşabilirim.. yanlışları düzeltebilirim.. özür dileyebilirim.. yardım edebilirim..
ama sevgiyi bilmeyen birine sevgiyi öğretemeyeceğimi ilk kezbu gün anladım.
sahiden anlatılmıyormuş.. boşa kürekmiş .. gururunuzu unutsanız bile manasızmış..

saf mutluluğun arayış yolculuğunda kaybettiğim ruhum meğer acı okyanuslarında dev dalgalarla boğuşuyormuş.. günaydın ece diyorum kendime.. çok geç uyandığın için bu rüyadan tebrikler...

pişman olucak insan çok.. belki bende olucam ama beni kaybeden ve kaybetmeyi seçenleri daha beteri beklicek buda gelecek için kehanetim olsun. kalbim temiz yaa rabbim yapar bana bi güzellik..
şansıma küsmüş değilim.. evt elbette bi noktada mutlu olucam.. hoş olmak için birşeye ihtiyacımda yok.. beynim ve kalbim bana bağlı olduğu müddetçe ruhumu zapetmek bana düşer...

kalbim benzinim.. beynim motorum.. sürücü ise ruhum ve bu beden yani arabam...
uçuruma gidiyor.. aynen doğru bildin o uçurum sensizlik ...

müsade etmedin ya... ben bunun için seni affetmiycem.
bana yaşattığın kısa ve güzel anlar için minnettarım...
başka bir lafım yok.

sana hiç seni seviyorum demedim sanırım.
şimdi dememin bir önemi yok o yüzden demiyorum.. saklıyordum iyiki saklamışım.
bende kalsın.. bana kalsın sevgim.
haketmeyen birine vereceğime bana kalsın ömrüm.

kimseye ihtiyacım yok ben bu gönlü tek başınada heba edebilirim.
öyle güçlüyümki seni sensizde sevebilir.. senden sensizde nefret edebilirim.

dileğim baki.. hep mutlu ol.

19 Şubat 2012 Pazar

Sevmiyorsan anlarım


etrafta konuşacak kimse olmadığında.. yada etrafındakiler duymak istediklerini söylemediklerinde..
kendi kendime konuşmayı hatta tıpkı şuan olduğu gibi yazmayı daha çok seviyorum..
ahh be halil sezai sende olmasan ne yapacakmışım?
birbirini incitenlere toplumsal mesaj vermeye geldim :D incitmeyin...
mesaj iletildi.. ama alındımı? muallak...

bugün sahildeki rüzgar sendin.. üşümedim..

ne yapmak istiyorum söyliyim mi? seni sevmek istiyorum
akşam eve gelişini beklemek.. sana en sevdiğin yemeği hazırlamak
süslenmek püslenmek... zil çalınca koşmak hatta anahtarınla açsan bile sesini duyup koşup gelmek istiyorum..
eski kafalıyım ben :D montunu almalıyım sırtından.. ayakkabılarını falan..
hatta hoşgeldin demek sarılmak öpmek...
ellerini yıka hemen gel sofra hazır diye seslenmek istiyorum sana mis kokulu mutfaktan.. sende lavabodan seslensen mesela ne yemek var hayatım diye :)

bunu hayal ediyorum ben işte....
çatlayana kadar yemeyelim aç yatalım..
öldürene kadar sevmeyelim küs yatalım...
affetmeyi bilip ateşkes yapalım..

ama ayrı olmayalım...

halil sezaiye söyleyin bana gelsin.. isyan öyle olmaz böyle olur...
seviyorum uleeeeeeeynnnnnnnnnnnnnnnn
:)) hani düşünüyorum oluyor..
hayal kuruyorum oluyor..
peki neden seninle olmuyor?

üzülmüyorum. elbette canım acıyor ama üzülmüyorum bilakis geç gelen mutluluğa edilen gülümseyişsin benim için...
ilk defa şekerin tadını almak hatta seninle olmak..
sadece ödüm kopuyor bu hayattan veda etmeden gidersen diye.
ve yine ödüm kopuyor beni ite ite o hayatından men ediceksin diye.

git de ona eywallah ama beni itme..

Geçersiz dilek


adım gibi eminim.. ben öldüğüm zaman çok pişman olucaksın...
kaybettiğine üzülmek bir yana.. belki hiç bir kadın için ağlamadın.. benim için en çokta kendin için ağlayacaksın... çünkü ben giderken seni meleklere anlatıcam.. bana haksızlık etti diycem.. hepsine anlatıcam seni.. duymayacaksın ama bileceksin ne yaptığımı .. görmesen bile hissedeceksin bulutlara karışan beni.. fani hayatın sahte melankolisi son bulucak ve evet arşa değişcek ozaman kanlı naaşım.
unutucaksın belkide unutmayacaksın.. ama ne farkeder?
bana engel olduğunu hatırlayacaksın..
en önemliside hiç birşey yapamasan bile bu sayfayı açıp şu yazıyı okuduğunda.. bunu ağlayarak yazdığımı öğrendiğinde... ve yaşamıyorsam.. kahrolucaksın...
seni ne kadar sevdiğimi asla anlayamayacaksın..
hayatın boyunca pişman olucaksın...

o mumu üflerken mutlu olmanı diledim ben bundan pişman değilim.
ama keşke benimle mutlu olmanı dileseydim :)

Haksızlık


kavuşamayınca mı aşk oluyordu? inan umrumda değil...
aşktan geçtim serden geçtim bi senden geçemedim...
gel deseydin ya bana? yaklaşsaydınya...
ölseydim yine ama öldüren sen olmasaydın ya...

gögsümde bir ağrı büyük ve anlamsız.. kaçış yok herdaim yalnızız..
evt hata bende biliyorum kapıldım gittim...
ama o kadar derindinki.. o kadar maviydinki..
zaafımdın.. okyanus yüreklim...
hayatımda en çok sende yüzmeyi istedim.
seni istedim.

tarif edebilirim herşeyi bilirsin kelimelerle aram hep iyi olmuştur..
ama sana duyduğum özlemin ifadesi imkansız..
oysa sen sadece ikimizi imkansız olarak nitelerdin..
hayatın çok analitik.. :) benimkisi olmuş katalitik..
ısınamıyorum sensiz..
bohem mi oluyor bu.. ok öle olsun.. oda umrumda değil
snizim yapıyorum :D kimse engel olmasın..
mutlu olmak gayemiz.. hayatta ki amacımız.. bırak mutlu olalım?
ben hazırım.. kavgam olacaksanda senin için hazırım.
her koşulda umrumda olan tek şey sen olduğun için.
ben burdayım.
ve hep burda olacağım...

geleceksin biliyorum...
tek isteğim
lütfen çok geç gelme...

17 Şubat 2012 Cuma

bir husumet.


uyuyamıyorum sevgilim... düşünmekten uyuyamıyorum..
ne gitmek istediğim halde gidebiliyorum.. ne varmak istediğime varabiliyorum...
çıkmazların.. yasakların.. olasılıksızlıkların ismi meğer benim ismimin baş harfi gibi ayrılmazım olmuş.. omzuma konmuş bense zamanın kaygısı hayatın yansısı güneşin tanrısı olmuşum ...
bitmişim bittiğimi bilmeden sen diye son nefesime gelip geberirken..
acı çekmenin boyut değiştirebilen şekliyken.. isyanın en güzel haliymişken... gitme diyebilmişken..

kalmadın ya ona hayıflanırım...
kıyamadın ya.. ona kızarım.
kal.. kalmalıydın.. o elmanın yarısı olmasan bile bırakaydın da kurdu olaydın..

şimdi içim acıyor dışım acıyor kenarı acıyor ortası acıyor...
bedenin sınırları içinde koşuşturuyorum her köşemden ayrı çığlıklar kopuyor..
hezeyan değil bu çaresizlik.. beşikteki bebeğine süt bulamayan annenin dramı bu.
ölmek üzere olan annesi için gözyaşı döken çocuğun dramı.
sevdanın iki yürekte karşı çıkarken yabanlar sayesinde yıkılışı...

mutluluğumuzu yaşayamadık... fragmanlarda figüranlardık biz.. oysa ne güzel olurdu sokulmak sana
karışmak sana.. huzuruna bulanmak varsa tavaya yatıp kızarmak aşkınla.... saçlarıma dolansa kokun sarılsa... birleşse birtek gözlerimiz o bile yeterdi bana..

yetmedi sevgilim.. vakit yetmedi.. ömür yetmedi.. aşk yetmedi.. şans yetmedi bize...
birtek acı yetti canımıza... tak etti
şimdi vurup kapıyı çıkmak lazım gitmek ardına dahi bakmadan sessizce yürümek...
usul usul uzaklaşmak senden .. tıpkı usul usul girişin gibi hayatıma..
farkedemeden.. engel olamadan ...
bir tesadüf olmalı herşey
tıpkı seni sevdiğimi hissetmem gibi...
ellerin hep dokunuyor sanki bana.. sanki dönüp dönüp bakıyorsun bana sanki gülümsüyorsun
sessizce delisin sen diyorsun... uslu olmaya çalışıyorsun..
ışıldıyorsun gözümde ne yapsan haklısın
ben seni böyle görmek istiyorum.

ya ben seni artık görmek istemezsem? gözükmeyecekmisin...
korkma ben hala gönül gözüyle görenlerdenim.
sen yada ben ne farkeder.. kim yokolursa olsun.. kim ölürse ölsün
ben seni hep görücem.

çok zordur bir insana bunu yaşatmak.. üstelik kıpırdamadan.. yine söylüyorum endişen boşa
bunu sen yapmadın. ben yaptım.
seni ben sevdim ...
kendi başıma sevdim.. kendimde sevdim...
bi kere dokunmadım öpmedim seni okşamadım sarılmadım
itiraf etmedim.. konuşmadım bile bunları.
ben seni tek başıma kendi içimden sevdim.

dışımdan sevseydim asla anlayamazdın farkedemezdin
tıpkı şmdiki gibi boşa severdim...
beni değil. gençliğimi değil.. sevgimi ziyan ederdin...

29 Ocak 2012 Pazar

Git beni sevme diyen bir adamı sevmekti benimki..


Düşünüyorum sürekli haklısın ama önüne geçebilsem emin ol geçerdim. haklısın evet çok seviyorum haddinden haketmediğinden fazla seviyorum seni. bağışla yapım bu. veriyorum kendimi sevmeye o kadar hasretim ki biliyorsun ömrümü hayatımı herşeyimi anlattım sana tane tane parça parça vaktimiz olsa hiç susmam onuda biliyorsun daha çok konuşur anlatırım kendimi.. ömrüm boyunca şu ufacık seneler içinde aşktan daha kuvvetli hiç bi yaşam görmedim. daha önemli birşey görmedim.
birine ait olmanın annenin babanın seni sevmesi gibi ama kan bağı olmadan. sen öksürsen canı yanan bi başkası olmadan...
çok zor haklısın bir başkası için üzülmek ezilmek vazgeçmek uğraşmak... senelercede düşünsen elime ne geçicek dediğin müddetçe gittiğin yol seni bir yere götürmez...
düşünmeyipte ne yapayım? hayatıma mı bakayım? hayatım varmı ki? bütün herşey senden ibaretken nereye ne yöne gidebilirim?
bir amacın varsa ona bi başkasına kavuşmaksa ondan başka nereye yönelebilirsin?
kiminle konuşursun kafanı ne kadar dağıtabilirsin?
sevgimde nefretimde küçük değildir beni bunu bilmelisin buna alışmalısın benim karakterim bunun üzerine kurulu bunu değiştirmemi bekleyemezsin ki değişmez...
o giderse bende giderim ki. bir gün öldüğümde kaprislerimde benimle ölmüş olucak..
özlemelerim dayanamamalarım sensizim diye yanan canımda benimle birlikte yok olucak.
ozaman rahatlayacakmısın? oh iyiki yok diyecekmisin oysa ben olsam keşke olsaydı ve kafamın etini yeseydi derdim.
düşününce acıtıyor. ne kadar yaşıycaz? birgün yok olucaz.. ve benim mutlu geçen günlerim inan çok az ...
nankörlük etmiyorum sitem ediyorum sadece senin bir kabahatin yok belki kaç aydır beni tanıyorsun sadece.
ama ben önümüzde uzun seneler var diyip ne seni ne hayatı ertelemek istemiyorum yeterince erteledim zaten.
melankolik bir yapım var düşkünlüğüm malum hem nasıl suya bu kadar hasret olmadım ben. çünkü suyu sevmem.
sevdiğime duyduğum özlem öyle kuvvetliki beni sarsıpp yeter kendine gel desen de son nefesime dek yanıbaşımda beklesende ben seni özlerim ki..
kıskanırım mesela.. nefret ediyorum selam verdiğin kızların hepsinden ne olursa olsun gülümsediklerinden. hele o telefonla konuştuklarından vakitli vakitsiz kim olursa olsun.
bana ait ol istiyorum. acı çekiyorum ama sen anlayamıyorsun anlamıyorsun bir gn benim kadar sevebildiğinde beni anlayacaksın.
bazı insanlar sahip olduklarının değerlerini kaybettiklerinde anlarlar... ben seni kaybetmeden bunu anlayabildim benim farkım bu sense bunu boşa sanıyorsun. birigün beni kaybettiğinde
dilerim bu gerçekleşmez .. ozaman üzüleceksin ve çok geç olucak.. gönlümün bir kısmı dayan diyor kim elde etmişki herşeyi bir günde diyor sabır diyor
diğer yarım sorguluyor? değer mi diyor.. herşeye evet hepsine evet peki ya sevgi için ödediğim bedele ???
eğer seni hayatımın merkezinden çıkarırsam tamamından çıkarsın ve bu beni kahrediyor.. çünkü seni sevmek istiyorum.
evt çok üzülürüm çok ağlarım doğru ama geçer elbet geçer... senin içinde geçer binlercesine sahip olabilirsin
belki ben senin kadar düzgün bir insan bulamam ama beni daha çok seveni muhakkak bulurum çünkü seninki sevgi değil...
ve evet belki sende daha güzelini bulursun seni sıkmayanını bulursun başka şeyler muhakkak bulursun ama bu kadar seveni bulamazsın bulursan getir bana o vakit kendi elimle kıyarım canıma veya ne istersen yaparm çünkü o kadar eminim buna. adımın ece olduğundan çok daha fazla eminim.
ne öncekiler nede benden sonrakiler hiç kimse annen bile benim seni sevdiğim kadar seni sevmedi sevemez sevmicek sevemicek.
canımı değil çok daha fazlasını sermeye hazırım yoluna. uğruna bile değil sadece yoluna.
ağır geliyorsa taşımaktan vazgeç her geçen gün senle ilgili milyonlarca hayal ve umut yeşertiyorum gönlümde ben... eğer o ağaçların gölgesinde sarılmak çocuklarımızı seyretmek nasib olmayacaksa vazgeç ..
hep aynı şey diyorsun bunalıyorsun ve bende hep aynı şeyleri işitmekten yoruldum
sevmekten soğudum tam sarılıcak gibi koşarken önüme setler çekmenden yoruldum
yaklaşmaya çalıştıkça ne konuda olursa olsun gerek yok cevabını duymaktan acıdım.
istediklerimi dile getirmekten çekinir oldum. kaşlarını çatıp ters ters bakmandan
yada alay etmenden gökkuşağı gibiydi gönlümün sana akan renkleri oysa şimdi siyah beyaz gri.. çünkü korkuyorum artık birşey demekten kendimi çok iyi tanıyorum çünkü
bana birgün yine gereksiz şimdi dediğinde sapıksın dediğinde burda olmaz dediğinde boşverdiğinde bir kızla telefonda konuştuğunda biriyle bişi yaptığında ve bu yanlış olduğunda sevgimi mühürleyeceğim. ve birdaha seni sevmeyeceğim. azar azar eksiliceksin benden .. uzaklaşıcam senden
karşılaşmayacağız konuşmayacağız görüşmeyeceğiz belki özleyeceğim çok isteyeceğim aşkım demeyi diyebilmeyi.. ama o zor zamanları atlattıktan sonra yeniden izin vermem hiç bir allah kulunun beni yeniden incitmesine. olanı biteni unutmaya çalışıp kafamdan atacağım çünkü başka bir yolum yok. evlenene kadar seni sevmemem mi gerek sevmiyeceğim ama seninlede evlenmeyeceğim. çünkü bunun bedeli bu değil.. benim sevgim bunu haketmiyor.
belki ben bi insan olarak kul olarak vatandaş olarak evlat olarak hakediyorumdur ama sevgim haketmiyor.
ve ben aşkı bu kadar hakederken isterken yaşayamayacaksam ne bir adamla birlikte olup kendimi kirletirim.
nede herhangi biriyle laf olsun diye evlenilirim.
inancını yitirdikten sonra neyin ne manası kalıcak ki?
işte ozaman yaşamıma hayatıma bakarım işte.. çünkü amacım ortadan kalkar..

defalarca konuştuk yazdım anlattım bi arpa boyu gittik mi? garip bi huy benimki sinyallerini veriyorum hep birşeylerin ama asla açamıyorum kendimi.. hep yanlış yapıyorum sanki sorsan benden akıllısı yoktur.. ama kendi söküklerimi dikemiyorum. en zayıf yanım sevgim en hassas noktam sevmekti
ve en katlanamadığım şeyde belirsizliği sevmekti... neyi seviyorum?
bana sormuştun beni neden bu kadar çok seviyorsun diye cevap veremiyordum sanıyordumki
seni tanıdıkça bir sebep nasılsa bulucam anlamlandırıcam
oysa yerimde başka bir insan olsa seni tanıdıkça senden uzaklaşırdı bense hep kenetlendim daha çok tutundum daha çok sevmeye çalıştım
sevdimde ama o cümle hep havada kaldı hep daha çok acıttı... git beni sevme diyen bir adamı sevmekti benimki..
acı çekmekti kahkalar atarken acı çekmekti.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

herşey olduğu gibi kalsa

birbirimizi değiştirmeye çalışmak? neden böyle birşeye ihtiyaç duyulur.. ego mu? sanmıyorum..
üzülmek için bence çok genciz.. sahiden genç olduğumuz için demiyorum.. yaşı yok yani.
99 da da olsanız bence üzülmek için çok gençsiniz.. kimsenin bunu hakettiğine beni kimse inandıramaz

zaman geçer yıllar geçer hayat geçer geçerde geçer.. ne kalır? yaşananlar..
bu yaşananlar eğer hatırlanmak istenen yaşantılardan ileri geliyorsa.. bizi incitenler nereye gidiyor?
aslında bi yere gitmiyorlar ordalar kafamızın içindeler sadece üstlerini örtüyoruz..
sütten dili yanan tüm aşıkların yaptığı gibi yeni sevgililerimize kök söktürüyoruz..
sonunda yine yalnızız...
ben size sölim kasmayın .. istediğiniz gibi birini bulamayacaksınız!
asla öyle bir insan olmycak.. he değiştire değiştire istediğiniz kalıba sokarsınız o ayrı onada ben insan demem.!
yanisi.. sevdiğiniz insanı normlarınız uğruna harcamayın bilakis sahip çıkın.. yada yalnız ölün karar sizin.
ben mi napıyorum? ben akışına bırakıyorum.. en güzeli değiştirmeye çalışmadan ve değişmeden tevazuyla yaklaşıyorum... belli bir paydada buluşmak dileğiyle.. buluşamıyorsak zaten kavuşamayız
:)....

bu yazının bi ana düşüncesi yok.. esen kalın :) ramazanın ortasında çokta akıl vermeye eleştirel girmeye lüzum yok.. akıl fikir sahibi insan zaten ne yapması ne yapmaması gerektiğini bilen insandır.. kimi zaman müşkül duruma düşeriz o zaman bir el bize yol göstersin yardım etsin elbet isteriz bunda hayıflanıcak bir yan yok.. fakat alışkanlık haline getirmemek kendine yetebilecek yazılıma sahip olmak en güzeli.. o yüzden üzülmek için çok genciz.. üzülmemeye özen gösterin boşverin.

1 Haziran 2011 Çarşamba

ağlayana mı? ağlatana mı?




tamda göğsümün ortasına bir ağırlık çöktü şuan.. biliyordum zaten mutlulukların ardından elbet bi pislik gelir... no fcking tears diyorum. ama tutamıyorum kendimi... canım ölesiye sıkkın çıkıp gitmek istediğim günlerden biri bu günde. mutluluk yaşanılan herşeyden çok daha güzel ama gerçekten çok kısa birşey
belki daha kısa bir ömrüm olsaydı mutluluğun süresi uzardı kim bilir...
arash ve helenanın pure love isimli şarkıdan sonra broken angel isimli yeni bir şarkılarını keşvettim geçte olsa... zaten klibide parçanın devamı niteliğinde belki bu gün ard arda bi 350 kez dinlemişimdir belki daha çok... ruhumun en içlerine kadar işliyor enteresan birşey... 500 sayfalık bir romanı 4 günde 2 günde bitirdiğim olmuştu ama 1 günde bir kaç saat içinde daha önce hiç bitirdiğim olmamıştı...
üstelik bir yandan şarkıyı dinlerken...

meğer hayatı roman olan benmişim....  acaba günlüğümüde buraya yazsam mı? kötü fikir..:)
canım çok ağlamak istiyor bağıra çağıra hıçkıra hıçkıra... ölesiye keyifsizim oysa daha bu sabah bi kuş kadar hafif uyanmıştım... cıvıldıyordum bülbül gibi çok mutluydum...
artık mutlu olmakta istemiyorum
nasılsa bitmiyormu....

huzur istiyorum mutlu olmam şart değil... hayatıma girmeye çalışmayın düzenimi bozmayın
ben halimden memnunum... gönül kırıklıklarına tahammül edicek halim yok...
1 savaşa girdim ondanda çok yaralı çıktım
her yaramı sarıp yeniden cenk ettiğimde yaramın olduğu yere ya bir ok ya bir kılıç darbesi yedim
1.2.3... 4 olmıcak bitti.... ben yokum arkadaş hoşçakal ...... bundan sonra
senin için döktüğüm gözyaşlarına anlat derdini çünkü başka bi savaş vermiyeceğim.
iyi geceler tekrardan

26 Mayıs 2011 Perşembe

kaşınan gençlik

haydi hep beraber yepyeni karmaşalara başlayalım...
yeterli değilmiş gibi hayatın koşuşturmacası daha beterlerine bulaşalım.
bağışıklık sistemimiz yeterince güçlenmişken neden sağlam kalalım ki?
tamda insan en güçlü hissettiğinde... artık bitti dediğinde
daha beni kimse üzemez triplerine girildiğinde...
bilinirki kaşınıyor :)
arkadaşım onca zaman yalnız kalmışsın. unutmuşsun.. kendini eğitmişsin uzaklaşmışsın
derdin ne yahu? harbiden ne diye kaşınırsın?
unut gitsin... arama çıkarsa gelsin.. sen arama.

bıraksalar çok konuşucamda... zaten kendim söyleyip kendim işitiyorum çok birşey değişmiyor
ben buna sesli yazmak diyorum ya.. aynı zamanda konuşuyorum yazarken... ağzımdan her çıkanı yazıyorumda denilebilir
çok ağır küfürler hariç.. zaten artık türkçe küfürde etmicem..:D
ingilizce edicem :D nede olsa türkçedeki 50 tane küfürün yerine b tane fck you geçiyor :D onu kullanmak dha zevkli
50 tanenin hangisini kast ettim acaba? kudursun duyan :d ahaha

manasız manasız yazmak istemiyorum şuan 2 gündür manyakça müzik dinliyorum beyin devrelerim erimek üzere :D
bu kadar yüksek ses sağırlara bile zararlıdır kesin.
ne demişler insan kendisinin doktorudur...

patlıycam hava çok sıcak. onuda geçtim insanlar soğuk arkadaş yaa...
normal bir insan yok buna eminim artık. kendimde normal değilim onuda kabul ediyorum bu arada.
şu ara bişeyle bozdum kafamı.. tahmin edilebilir birşey becerebilirsem anlatırım beceremessem burda biter bu mesele :D
genelde yazmak için moda girmek isterdim daha kalifiye şeyler çıkıyor ozaman . ama şuan hiç modda değilim eminimki yazımada yansıyordur
çok kısa kesicem konuşmanın ana metni insan bir acının içinden çıkınca ne diye gene başına birşey gelmesi için bu kadar istek duyarki? beklersin beklersin kimse olmaz.. bi anda toplaşıp gelirler.. gelde delirme

27 Nisan 2011 Çarşamba

Doğayı dinlemek insanları dinlemekten iyidir ;)


hadi en baştan başlayalım sorular sormaya hayata?
yeni hobim bu olabilir bak sahiden zevk almaya başladım, paso soru soruyorum :)
cidden ruh terapisi gibi olmaya başladı bana bu, çünkü sordukça,sorguladıkça biraz daha yaklaşıyorum cevaplara, anlamak amacım değil aslında öğrenmek daha makul benim için, mümkün olduğunca bilmek istiyorum,
yanlış bilmek istemiyorum elbette, ki bu egoistlikte zor olur :) bi gün bi yerlerde bi patlamam olucak ona
şüphem yok, şu dünyada bir şekilde ismimi duyurmadan gidesim pek yok, en kötü ölür mölürsem belki birileri bi şekilde bahsetsin benden ya :)
herşeyi veya birşeyleri değiştirmek isteyen ama hiçbirşeyi ve herşeyi zerre kadar değiştiremeyen kız desinler mesela bana :))
komik olurdu :)) öle bi şansım olursa bende izler keyiflenirdim :)
mutlu olmak istiyorum ama herkes gibi, çok uç birşey değil ki, mutluluğunda farkları var elbet, ben demiyorumki şatolarda yaşıyım 20 tane uşağım olsun :) gerçi olsa demem yani alın bunları ben hallederim diye :) ama işin özü ufak tefek şeylerlede yaşayabilirim yani bu kast ediyorum, mesela onunda bir ölçüsü var bence, kuru ekmeği kast etmiyorum elbette , kimse gördüğü günden geri düşmesin elbet bunu umud ederim genellikle, kesinlikle şartlara göre bir yaşam standardı belirlenmeli, ve onun doğrultusunda yaşanmalı diye düşünüyorum, yanlışsada bana yanlış :)şansa yaşanmaz... biraz plan şart, he karşına olmadık şeyler çıkar, onlarlada başa çıkmak için aklını fikrini ve tecrübeni ortaya koyacaksın. baktın olmuyo akışına bırakmak pek çok konuda işe yarar ;)soruları soralım... unutmadan
aşk varmı? öldükten sonra ne olucak?
insanlık nereye gidiyor?
para huzurmudur?
... cevaplara geçmeyelim tartışmayalım bile, ne yapalım biliyormusunuz...
alayını akışına bırakalım :)
bu seferlik böyle olsun..
biraz boşvermek, biraz sallamak
takmamak gerek.
gülümsemek, doğanın farkında olmak...
insanların yarattıklarından,icat ettiklerinden çok keşvettikleriyle yani onların yaratmadıklarıyla ilgilenmenizi öneririm... işte ozaman bu kalabalığın uğultusu dinip, güzel kuş cıvıltılarını, çağlayanların şırıltısını,coşkusunu,rüzgarın uğultusunu hissedebilirsiniz.. ;)

Hayallerimle birlikte öleceğim



bu gün birşeyi anladım
hayallerimle birlikte ölücem.

derlerya mezara hiç bişi götüremiyorsun diye,
ben hayallerimi götürücem çünkü yaşarken hiç birini gerçekleştirememiş olucam muhtemelen... 22 yılda gerçekleşen bir hayalim varmı? durup bi düşünelim... hayır yok.
bundan sonrası için umut taşıyormuyum?
pek yok gibi...

benim burdan çıkardığım sonuç mutsuz olduğum.
burcum kova daha önce söyledim mi bilmiyorum, hayatımın şu son 2 senesi berbat geçiyor diyebilirim, geçen gün bir tv programına çıkan astrolog olan hanımefendi, kova burcunun son 2 senesinin çok mutsuz geçmekte olduğunu söyledi.. normalde çok böyle şeylerin tesirinde kalmam, hatta inanmam pek. derim özelliklerini taşıyorum ama karakteristik sadece, bu gün çarşıya çıkma yarın aşk için güzel günlere pek inanmıyorum. ama bi yanımda dedi, lan yoksa benim mutsuzluğumun sebebi neptün mü_? :)))
onuda geçtim, kovalar üretemediklerinde mutsuz olurlar dedi, ve ben harbiden üretemiyorum, daha doğrusu alan sıkıntısı yaşıyorum.,
şu yaşıma kadar girişmediğim bi alan kaldımı?
torna tesviye var sanırım birtek :)
bir konuda uzmanlaşmak eminim daha iyi olucaktı, ama içimdeki öğrenme,öğretme,anlatma ve anlama arzusunu dindiremedim, pek çok kez düşündüm... ne olsam ne olsam... bulamadım hala bulamıyorum... biçilen mesleklerin içinde benim olabileceğim birşey bulamıyorum ben bunların hepsinden fazlayım bence, hatta aslında bence ben bir sanatçıyım, çünkü sanatın pek çok alanıyla ilgileniyorun, he istisna olan kısım amatör üm, buda demektirki, kaide bozulmaz.

takip edenim yok diye yapmaktan haz duyduğum mutlu olduğum şeyden vazgeçmek istemiyorum. dünyadaki pek çok değer niceliğini ve niteliğini yitirirken, ölüceksemde doğrularım ve hayallerimle ölmeyi tercih ediyorum. sadece param yok diye gerçekleşmeyecekse o hayaller. gerçekleşmesinler.

10 Şubat 2011 Perşembe

Sonumuz MARS

altımızdaki mi daha büyük olan yoksa üstümüzdeki mi?
ben anlamadım gitti arkadaş...
bune kahpe bi dünyadır böyle ya,
eskiden ülke şehir falan seçerdim gitmek için,
darlanınca bunalınca, şuraya giderim, buraya giderim falan...
yok yani artık oraya buraya gidilicek halde kalmadı, gidilicek, hani küçükmüş,büyükmüş denilebilicek bir kaçamaklık bi mekanda kalmadı.
eskiden yol,para,mekan gözde büyürdü.. şimdi küçüldü küçüldüde akla bile gelmez oldu.
gerçi bizi bu hale getirenler utansın ben daha ne diyim...
he bu arada o oturduğu yerden blog yazaralarına sallayan çok bilmişlerede bi cevabım olucak, eleştiri kabul kendi adıma etmiyorum arkadaşım.. sanane benim yaz çiz boz tahtamdan. imlada kullanmıyorum, ünlemde canım nası istiyosa öle yazıyorum. onuda yasaklayın yapabiliyorsanız komple gidelim bu ülkeden zaten yapılıcak bişeyde bırakmadınız,
marsa falan taşınırız...

bunalıma mı girsem acaba _? :) son dönemlerdeki en favori laflarımdan biri bu, girsem mi kız?
die soruyorum arkadaşlarıma falan, o noktaya ulaşmaya ramak kaldı :)
seçeneklerimi sıralıyordum yakın bi arkadaşıma çok değil 5dk. kadar önce
çalışmak,evlenmek,dünya turu,intihar şeklinde :)
gülümsedi evlilik zor 2 kişi lazım ona dedi...
çalışmak sanırım en kolayı dedi, diğerlerini ciddiye almamış olucakki yorum yapmaktan kaçındı.. önemsemedi diye geçiriyorum içimden.
ben neyi seçicem diye merak eden olursa.. bekleyin görün :) diycem.. reklam kokan hareketler :) ehe tekliflere açıım :D kendi desti-izdivaçımı kendim kurup oynıycam :)

şurda zaten kaç gün kalmış sevgililer gününe... bu senede yalnız artık yılbaşı olarak kutlamaya devam, full alkol :) 24 yaşmıyd sınırı 24 şişe :D ozaman biticek^^
hayır işin daha kötü bir yanı var
insan hep hayal ediyor benim doğum günüm 15 şubat.
diyorsunki bi aşkım olsa 14 şubatı beraber geçirebileceğim, üstünede 15 inde onun gözleriyle uyanabileceğim, 48 saatlik bir sevgililer günü gibi... bana çifte hediye :) karşı tarafı bilemem, ama acaip can sıkıcı bide öte yanı var çünkü
hadi 14 şubat hezeyan yalnızlık, herkes el ele kol kola :D sen mala bağlıyosun yalnız :D
çifleri ayırmak gelio içinden ^^
lan benim suçum ne bide ertesi gün gene aynı matem :D
alkole devam en güzel yöntem, akşamdan kalma olmak... 48 saati aşık olarak değil, alkollik olarak geçirmek ^^ ve umutların seneye yeşermesini beklemek olucak,

şayet 2012 dünyanın sonu değilse, mayalar ve bu saçmalığa inanmış,gönül vermiş tüm insanoğluna sövmekle kalmamakla birlikte, nice şubat14,15 lere kalanize olup yoluma devam edicem, he sonuysa ozaman bişe demeye gerek yok zaten toplu olarak dediğim yereMARS a gidicez :D

8 Şubat 2011 Salı

özgür ney?

bulduğumu zannedişlerim hep kaybedişlerim,
artık buna ironi mi denir ne denir, bende saldım gitti yaa,
bu arada yanan ateşi izlemek gibi bir hobi edindim, :) cehenneme hazırlık olsa gerek,
şömine,mangal,mum,kundak farketmez yaa alevi seviyorum :)
huzur veriyor,heralde çatır çatır yanan ben olmadığımdandır :)
zaten güzel şeyler hep can yakar... tecrübeden değil,ibretlik çok ondan :p

doğa bide bak, doğayı çok seviyorum ama böle börtünün böceğin ortası olan, Allah'ın unuttuğu, sırtlanların kol gezdiği doğaları national geographicten izlemeyi tercih ediyorum :)
benim doğa anlayışım sevimli hayvanlardan oluşuyo :) bencil bi bakış açısı, şimdi piton falan hiç sokamıycam fantazime ^^ girmesinde zaten ^^ tavşanlar falan, ceylanlar hopluyo zıplıyo,şelaleler böle çağlayanlar uzun uzun ağaçlar salkım söüt vari,dalların arasından ışıyan güneş, tertemiz bir hava .. bak böle bişe güzel işte :)

bıraksanız daha uzatıcam,SEVDİĞİM ŞEYLER SÖZ KONUSU OLUNCA BİRAZ GÖZÜMDE BÜYÜTMEK GİBİ BİR PROBLEMİM VAR mış bunuda şuan farkettim...
neyse sora bide ara sıra alkolüde seviyorum, özgürlüğü seviyorum dememe gerek yok heralde, zaten onun hayali bile yeter yaa... özgürlük dediğimizde hemen aklımızda kuşlar,kanatlarını açan süzülen kartallar,martılar geliyor akla, sahiden ya, niye kafamızda uçmak özgürlük kalmış ki? bağımsız bi havaları var ondan mı kuşların, hani en kötü uçar gider yani :)
de saçma biraz... onunda dibi var nihayetinde, ozono kadar yolu var ordan sora kuşun özgürlüğüde para etmiyo,.. şu zamana kadar kuşla özgürlüğü bağdaştırmış ve şu yazıya şahit olmuş biri varsa.. şuan hayattan soğumuştur o gerçek :)))
 b daha kine daha duyarlı :)

ha sana ha duvar a

sen istediğin kadar yaz istediğin kadar çiz,
istediğin kadar şarkılar söyle içinden,
istediğin kadar mutlu ol,olduğunu san...
hertürlü o gözyaşın inicek yanağından
nefret ettim ya insanoğlundan,sus diyorum kendime tamam diyorum buysa bu,katlan diyorum
onuda yapamıyorum, istemiyorum gerçekten bu dünyanın parçası olmak, en azından yalnız olarak istemiyorum... illa birşey gerekmiyor pes etmemem için, tamam ama bir kez olsun elde edebildiğim birşey yüzünden pişmanlık yaşamak istiyorum.
yoruldum artık çok değil şurda bir kaç gün var doğum günüme, nemi hissediyorum
niye doğmuşum?
niye yalnızım.?
neden mutsuzum...
geçicekmi?

lütfen geçsin.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Defnemiz

pek gerçek hayatı buraya katmak istemiyorum ama, sevgili Defne Joy Foster seni çok seviyorduk allah rahmet eğlesin ruhun şad olsun. seni asla unutmayacağız :)
sevgili yunus güncenin senin için yazdığı bu güzel mektubuda burada paylaşmak istiyorum.

-KAFAMDA BÖCEKLER VAR-
Defne "JOY"
Çok insanla tanıştım. Çoğunu unuttum çoktan. O...
nlar da beni unutmuştur eminim. Kızmam hiçbirine. Alınmam. Üstüme almam.
Hayat çok hızlı bir tren gibi. Senin camından baktığın çok hızlı bir tren. Ne çok şey görürsün o camdan. Ne azını hatırlarsın.
Seninle tanıştığım günü hatırlıyorum mesela.
Bilindik, alıştığımız "Tanışmalar"a benzemediğini hatırlıyorum. Bir "Buluşma" gibiydi daha çok. Bir "Kavuşma". Beni, benim seni sevdiğim kadar sevdiğini gördüğümde çok rahatlamıştım. Çok korkmuştum beni sevmiyorsundur diye.
Dokunurdu öyle olsaydı.
Senin beni seviyor olman lazımdı.
İnsan yaşarken hep bir "Aferin" arar ya, toplar ya bulduklarını. Senin beni sevmen benim "Aferin"imdi.
Neden sevdiğini bimiyorsan gerçektir o.
Başka çaren yoksa eğer, sevmekten başka çaren yoksa gerçektir.
Ben bilmiyordum neden seni sevdiğimi.
"Başka" türlü bir kızdın sen. "I am a virgin, but this is a very old t-shirt" yazan bir tişörtün vardı.
Çok iyi yemek yapardın. Zetinyağlı fasulyeni hatırlıyorum.
Beslemeyi severdin. Misafiri severdin.
Sıkılınca "Sıkıldım.Git biraz." derdin.
Ben de giderdim. Bazen sen söylemeden anlardım, giderdim. Ayakkabılarımı giyerken ben, sen bana bakar, gülümserdin.
Çok yan yana uyuduk. Hiç sevişmedik. Kimseyi de inadıramadık.
Zaten bir müddet sonra inandırmaya da uğraşmadık.
Yan yana uyumaya devam ettik.

Kızardın bana.
"Oğlum sen salaksın.Sen salak mısın? Niye böylesin?" diye azarlardın.
"Peki sen niye böylesin?" dediğimde, susardın.
Ben çok özlerim seni Defne! Çok !
Uyandığımda öldüğünü duyacağımı bilseydim, uyanmazdım.
Bir daha yatsam, uyusam?
Sen dönene kadar uyanmasam?

Ağlamadım ilk duyduğumda, Defne.
Ama bak...
Şimdi ağlıyorum!

Romansal

çok istediği birşey olan küçük kız
ne olursa olsun arzusunu yerine getiricekti
kararlı adımların ardındaki endişeli yüreği
her hayır dur dediğinde bir kez daha
kapa çeneni sus artık ve yürü diye yineleyecekti
bitmek bilmeyen iç ses çırpınışından kalbinin ritimlerini duyamayan küçük kız, belki çok büyük bir adım atarak çok uzak bir yolculuğa başlayacaktı, belkide kısa mesafenin en kısa adımıyla korkaklığını tescilleyecekti...
tamda geleceğinin geçmişinden ibaret olacağını anımsadığı bir anda, yıllar önce babasının plağında içkisini yudumlarken dinlediği o şarkıyı duydu bir arabanın içinden,
birden kafasını çevirdi irkildi, bu müzik dedi içinden.. tek akla gelen babası olmuştu, oysa babası değildi, bir başkasıydı,
bir adam öyle hoş öyle güler yüzlü, bu meraklı kızın çatık kaşlarına bakarken bile yüzündeki gülümsemenin yarısı bile eksilmemişti,
aynı tebessümü bozmadan, merhaba dedi...
gerçekmiydi alkoldenmi, kim bu kadar kusursuz ve bu kadar gerçekten gülümseyebilirdi ki?
çok mu zengindi?, çokmu mutlu? ne olabilirdi onu bu denli gülümseyebilir kılan, yada sorun pesimistliktemiydi...
bir anda istemsizce çıktı dudaklarından kızın.. sizede merhaba.. ve böylece başladı bitti dediğim hayatımın ilk günü :)
romansal bir giriş düşünmüştüm ama insanın göğsü sıkışıyor okuyunca, ammada uzatıyorlar die, yok yapraklar hışırdıyordu yok dallar cama değerken ... ayy yeter ne olucaksa olsun der oluyor insan :), bende fazla dayanamadım, bilen bilir, taslaklarla uğraşıcak biri değilimdir, aldımmı elime b kalemde yazar geçerim, tıpkı şuanda olduğu gibi içimden geldiği gibi kuralsız özensiz kimine göre enfes kimine göre zaman kaybı.. çokta fifi :)

gelelim hikayemsi girizgaha, gerçeklik payı yok değil, b kısmı bilimkurgudan hamile olmasına rağmen, özünde bu figür biraz ben biraz karmaşalarımdan kırpıklanmış :)
keşke yaşansa ama değilmi, insanların film izlemek zorunda olmasını istemiyorum yalnıztıktan, tabi sanatı veyafilmi sevmediğimden değil, sadece böyle sahneler film ve romanlarda kaldı... bu güzellikte anlar,şüpheler,meraklar ve daha fazlası..
artık ne mi var?
daha çok para, daha çok araba, daha çok uyuşturucu,daha çok alkol,daha çok sex
ara sıra birbirine ok by diyen insanlar...
geçtim yani sevgiyi saygıyı, sadece ahlaklı olsak oda yeter... gerçekten dünya nüfusunun büyük bi kısmı kaza... büyükçe bi kaza hatta, eskiden korkuyordum sonumuz hayır olsun falan diye, şimdi üzülüyorum...
hayır bu toplumlar ne ara bu hale geldi, bizi yetiştirenlerde bişe yoktu?
bizden sonrakiler ne ara cıvıttı?
sanırım yetiştireni olmayanların yetiştirdikleri.. ortalığın içine fena etti.
emin değilim ama şöle bi bakıyorum bizde nie aynı sorundan yok die, muhakkak b sorun vardır ama, zekayla alakalı değil allahtan :)
şaka bi yana şu gülümseyen adama gelince
bütün bu kahır,koşuşturmaca ve garipliğin içinde
en güzeli ne biliyormusunuz,
size gülümseyecek bir adam yada kadın bulmak...
şartsız,koşulsuz ve karşılıksız :)